SON DAKİKA
TÜBİTAK Ulusal Metroloji Enstitüsü (UME) tarafından ana yükleniciliğinde, TÜBİTAK UZAY ve İTUNOVA iş birliğiyle geliştirilen Rubidyum Atomik Saat (RAFS), 7 Temmuz 2026'da SpaceX Transporter-17 görevi kapsamında alçak Dünya yörüngesine (LEO) fırlatıldı. Türkiye Uzay Ajansı (TUA) öncülüğünde yürütülen bu proje, küp uydu içerisinde faydalı yük olarak gönderilen cihazdan ilk sinyal başarıyla alındığını doğrulamıştır. Bu başarı, Türkiye'nin uzay tabanlı zamanlama ve frekans teknolojilerinde yerli yetkinlik geliştirmesinin önemli bir adımını temsil etmektedir.
TÜBİTAK UME, Türkiye'nin metroloji ve zaman standardizasyonunda ulusal yetkinlik merkezi olarak, 2020 yılından itibaren RAFS'nin uzay ortamına uygun hale getirilmesi üzerine çalışmıştır. Atomik saatler, rubidyum atomlarının enerji seviyeleri arasındaki sabit titreşim frekanslarını (rezonans) referans alarak zamanı son derece yüksek hassasiyette ölçer. Rubidyum atomu, 1 saniyede farklı enerji seviyeleri arasında 6 milyar 834 milyon 682 bin 610 kez titreşmektedir. Bu hassasiyet, navigasyon sistemlerinden haberleşme altyapılarına kadar kritik uygulamalarda gerekli olan zaman referansı sağlamaktadır. RAFS, en az 1 yıl boyunca alçak Dünya yörüngesinde çalışacak ve vakum, radyasyon, sıcaklık değişimleri ile uzayın zorlu çevresel koşulları altındaki performansı ölçülecektir.
Milli Uzay Programı'nın temel stratejik hedeflerinden biri olan Bölgesel Konumlama ve Zamanlama Sistemi (BKZS), Türkiye'nin bağımsız konumlama ve zaman senkronizasyonu yeteneği geliştirmesinin merkezinde yer almaktadır. RAFS teknolojisinin uzay ortamında başarıyla test edilmesi, yerli uydu sistemleri, haberleşme altyapıları ve navigasyon uygulamalarında kullanılacak yüksek hassasiyetli zaman referansı geliştirme sürecini hızlandıracaktır. Elde edilen zaman ve frekans verileri, Türkiye'deki yer istasyonları üzerinden takip edilerek analiz edilecek ve gelecekteki uzay görevlerine entegre edilecektir. Bu teknoloji, Türk savunma ve uzay sektörünün bağımsızlık ve yerlileştirme hedeflerine doğrudan katkı sağlamaktadır.
Atomik saat teknolojisinin uzay uygulamaları, küresel savunma ve iletişim sistemlerinin temel taşlarından biridir. Dünya çapında, ABD'nin GPS sistemi, Avrupa'nın Galileo konumlama ağı ve Rusya'nın GLONASS sistemi gibi büyük konumlama altyapıları, yüksek hassasiyetli atomik saatlere bağımlıdır. TÜBİTAK UME'nin RAFS projesini başlatması, Türkiye'nin bu kritik teknoloji alanında bağımsız kapasite inşa etme çabalarının bir göstergesidir. Proje, 2026 yılı sonrasında yürürlüğe girmesi beklenen uluslararası zaman biriminin yeni tanımına uyum çalışmalarını da desteklemektedir.
Proje kapsamında, TÜBİTAK UME aynı dönemde Stronsiyum Tabanlı Optik Atomik Saat Projesini de başlatmıştır. Bu ileri teknoloji, RAFS'ten daha yüksek hassasiyet sunacak ve gelecekteki kuşak uzay sistemlerinde kullanılacaktır. Türkiye Uzay Ajansı ve TÜBİTAK UME arasında 28 Eylül 2020 tarihinde imzalanan iş birliği protokolü, atomik saatin uzay kalifiye hale getirilmesi de dahil enstitünün kabiliyetleri kapsamında ajans için gerçekleştirilebilecek çalışmaları içermektedir. RAFS'nin uzay ortamında başarıyla çalışması, Türkiye'nin ulusal atomik saat teknolojilerini uydu sistemlerine entegre etme yolunda önemli bir kilometre taşı olacaktır.
Yorum Paylaş
Yorumlar
Henüz yorum bulunmamaktadır.
İlgili Haberler
Japonya'nın RV-X yeniden kullanılabilir roketi ilk testini geçti
HAVELSAN'ın 4 yazılımı NATO sertifikasyon testlerini geçti
NATO Zirvesi Türk Savunma Sanayi'nin Yükselişini Pekiştirme Fırsatı Sunuyor
F-35B'nin LiftFan Sisteminde Debriyaj Çamuru Sorunu
NATO Ankara Zirvesinde Savunma Sanayi Yatırımlarında Devrim Çağrısı
NATO'nun Üretim Zorlukları ve Türkiye'nin Sektör Kapasitesi
Türk Savunma Firmaları NATO Stratejik Anlaşmalarını Karşıladı
NATO Zirvesi'nde Türk Savunma Sanayisinin Kapasitesi Vurgulandı