SON DAKİKA
Türkiye savunma sanayii, son yıllarda yerli üretim, yüksek teknoloji geliştirme ve ihracat başarısıyla küresel ölçekte dikkat çeken bir seviyeye ulaşmıştır. Bugün Türkiye; insansız hava araçları, zırhlı kara araçları, deniz platformları, elektronik harp sistemleri, radar teknolojileri, mühimmat, füze sistemleri ve komuta kontrol çözümleri gibi birçok alanda kendi kabiliyetlerini geliştiren güçlü bir savunma ekosistemine sahiptir. Özellikle İHA ve SİHA teknolojilerindeki başarı, Türkiye’nin savunma sanayiindeki görünürlüğünü artırırken, yerli ve milli üretim yaklaşımı dışa bağımlılığı azaltan stratejik bir güç unsuruna dönüşmüştür. 2025 yılında savunma ve havacılık ihracatının 10 milyar dolar eşiğini aşması, sektörün yalnızca iç güvenlik ihtiyaçlarını karşılayan bir yapıdan çıkarak uluslararası pazarda rekabet eden önemli bir teknoloji alanına dönüştüğünü göstermektedir.
Türkiye’nin savunma sanayiindeki mevcut konumu, yalnızca ürün geliştirme başarısıyla değil; aynı zamanda Ar-Ge yatırımları, mühendislik kapasitesi, güçlü tedarik zinciri, KOBİ katılımı ve stratejik ihracat hedefleri ile de şekillenmektedir. Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen çok sayıda proje, kara, hava, deniz, uzay ve siber güvenlik alanlarında daha entegre bir savunma yapısının oluşmasını desteklemektedir. Çelik Kubbe gibi çok katmanlı hava savunma projeleri, KAAN Milli Muharip Uçak programı, deniz platformları, akıllı mühimmatlar ve gelişmiş elektronik sistemler Türkiye’nin artık yalnızca kullanıcı değil, tasarlayan, üreten ve ihraç eden bir ülke konumuna geldiğini ortaya koymaktadır. Buna rağmen motor teknolojileri, bazı kritik alt bileşenler, ileri malzeme üretimi ve yüksek ölçekli seri üretim kapasitesi gibi alanlarda gelişim ihtiyacı devam etmektedir. Genel tabloya bakıldığında Türkiye savunma sanayii, bölgesel güç olmanın ötesine geçerek küresel savunma pazarında daha iddialı bir oyuncu olma yolunda ilerlemektedir.