SON DAKİKA
Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu, Azerbaycan basınına verdiği kapsamlı röportajda şirketin geçmişinden gelecek vizyonuna kadar birçok önemli başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Demiroğlu, TUSAŞ’ın 1973 yılında Türk Hava Kuvvetleri’nin savaş uçağı ihtiyacını karşılamak amacıyla kurulduğunu, ancak asıl kırılma noktasının 2004 yılında yerli ve milli savunma sanayii vizyonunun devreye alınmasıyla yaşandığını ifade etti. Bu süreçle birlikte şirketin alt yüklenici kimliğinden sıyrılarak ana yüklenici konumuna geçtiğini ve bugünkü özgün platformların temelinin o dönemde atıldığını vurguladı.
Demiroğlu, TUSAŞ’ın bugün yalnızca bir hava platformu üreticisi olmadığını, sabit kanatlı uçaklar, döner kanatlı sistemler, insansız hava araçları ve uzay teknolojilerini aynı çatı altında geliştirebilen nadir şirketlerden biri haline geldiğini söyledi. GÖKBEY’in tamamen yerli ve milli bir ürün olduğuna dikkat çeken Demiroğlu, diğer platformlarda ise yalnızca yerlilik oranına odaklanılmadığını, esas hedefin kritik teknolojilerde tasarım yetkinliği ve sistem sahipliği kazanmak olduğunu belirtti. Bu yaklaşımın, uzun vadede sürdürülebilir ve ihracata açık bir savunma sanayii altyapısı kurmak açısından stratejik önem taşıdığına işaret etti.
Röportajın en dikkat çekici bölümlerinden biri ise KAAN ve ANKA-3 programlarına ilişkin açıklamalar oldu. Demiroğlu, KAAN’ın yalnızca TUSAŞ’ın değil, Türkiye’nin de en önemli projelerinden biri olduğunu ifade ederek seri üretim faaliyetlerinin hızla sürdüğünü söyledi. Yakın zamanda üç adet KAAN’ın hangardan çıkarıldığını belirten Demiroğlu, bu uçaklardan birinin statik testlerde kullanılacağını, ikinci prototipin ise yıl içinde uçuş testlerine başlayacağını açıkladı. Hedefin 2028 yılında KAAN’ı Türk Hava Kuvvetleri’ne teslim etmek olduğunu vurgulayan Demiroğlu, yerli motorun devreye girmesiyle birlikte 2032’den itibaren hem Türkiye’ye hem de Endonezya’ya teslimatların başlayacağını kaydetti.
ANKA-3 için de oldukça iddialı mesajlar veren Demiroğlu, bu insansız savaş uçağının geleceğin hava harp konseptlerinde kritik rol oynayacağını söyledi. Düşman hava savunma sistemlerine düşük görünürlükle nüfuz edebilecek şekilde tasarlanan ANKA-3’ün, aynı zamanda KAAN ile birlikte görev yapabilecek bir yapıya sahip olduğunu aktardı. Seri üretim çalışmalarının ANKA-3’te de devam ettiğini belirten Demiroğlu, 2026 yılı içerisinde Türk Hava Kuvvetleri’ne ilk teslimatın yapılmasının hedeflendiğini ifade etti. Sonrasında ise dost ve müttefik ülkelere ihracat seçeneğinin gündeme geleceğini söyledi.
TUSAŞ’ın uluslararası iş birlikleri ve ihracat performansına da değinen Demiroğlu, şirketin bugün 16 farklı ülkeyle 23 ihracat anlaşmasına sahip olduğunu belirtti. 2025 yılında savunma sektörünün 10 milyar doları aşan ihracatında 1 milyar doların üzerindeki katkının TUSAŞ’tan geldiğini açıklayan Demiroğlu, Endonezya’ya yapılacak 48 adet KAAN ihracatının ve HÜRJET’in İspanya açılımının son dönemin en kritik gelişmeleri olduğunu ifade etti. Ayrıca Azerbaycan ile yürütülen HÜRKUŞ, Su-25 modernizasyonu ve parça üretimi iş birliklerinin de derinleştiğini söyledi.
Önümüzdeki 10 yıla ilişkin vizyonunu da paylaşan Demiroğlu, TUSAŞ’ın 1500 platform teslim etmeyi, 50 milyar dolarlık backlog seviyesine ulaşmayı ve dünyanın ilk 20 savunma sanayii şirketi arasına girmeyi hedeflediğini açıkladı. Bu hedeflerin, yalnızca üretim kapasitesinin artırılmasıyla değil; insan kaynağı, mühendislik kabiliyeti ve güçlü sanayi ekosistemiyle mümkün olacağını belirten Demiroğlu, TUSAŞ’ın artık yeni bir büyüme dönemine girdiğini söyledi.
Yorum Paylaş
Yorumlar
Henüz yorum bulunmamaktadır.
İlgili Haberler
Altınay Savunma Grubu yeni yönetim yapısına geçti
KAAN'ın Yeni Prototipi Pist Testlerine Başladı
KAAN Savaş Uçağı Ön Uçuş Taksi Testini Başarıyla Tamamladı
BAE Systems ve Lockheed Martin'den Blizzard Çok Görevli İHA
Anduril'in Ohio Tesisinden İlk YFQ-44A Fury Çıktı
BAE Systems Beklentilerini Yükseltti, Küresel Savunma Talebinin…
Güney Kore büyükelçisi KAAN savaş uçaklarını savunma işbirliğinin…
ASELSAN'ın Optik Sistemi Güney Afrika'nın Mwari Uçağına Entegre Edildi