SON DAKİKA
Silahlı İnsansız Hava Araçları (SİHA), modern savaş doktrinlerinin en dikkat çeken unsurlarından biri haline gelmiştir. Uzaktan kontrol edilebilmesi, yüksek hassasiyetle hedef tespiti yapabilmesi ve pilot riski taşımaması, SİHA’ları askeri operasyonlarda vazgeçilmez kılmaktadır. Ancak bu teknolojik avantajlar, beraberinde uluslararası hukuk açısından ciddi tartışmaları da gündeme getirmektedir. Özellikle sınır ötesi operasyonlar, hedef seçimi ve sivil kayıplar gibi konular, SİHA’ların kullanımının hukuki meşruiyetini sorgulatan temel başlıklardır. İlk aşamada bakıldığında SİHA’lar, mevcut savaş araçlarının teknolojik bir uzantısı olarak değerlendirilse de, uygulamadaki etkileri nedeniyle klasik hukuki çerçevenin yeniden yorumlanmasını zorunlu kılmaktadır.
Uluslararası insancıl hukuk kapsamında SİHA’ların kullanımı, ayrım ilkesi, orantılılık ve askeri gereklilik prensipleri üzerinden ele alınır. Bu bağlamda Cenevre Sözleşmeleri ve ek protokoller, SİHA operasyonlarında da sivillerin korunmasını ve askeri hedeflerin açık şekilde belirlenmesini zorunlu kılar. Ancak otonom veya yarı otonom karar mekanizmalarına sahip sistemler, sorumluluğun kime ait olduğu sorusunu karmaşık hale getirmektedir. Operatör mü, komuta zinciri mi yoksa sistemi geliştiren devlet mi sorumlu tutulacaktır? Ayrıca barış hali devam ederken gerçekleştirilen hedefli öldürmeler, egemenlik ihlali ve yaşam hakkı tartışmalarını da beraberinde getirir. Bu nedenle SİHA’lar, mevcut uluslararası hukukun tamamen dışında değil; aksine hukukun sınırlarını zorlayan ve yeni düzenlemelere ihtiyaç doğuran bir savaş aracı olarak değerlendirilmektedir.