SON DAKİKA
İnsansız Hava Araçları (İHA), savunma sanayinden sivil kullanıma kadar geniş bir alanda yapay zeka teknolojileriyle birlikte hızla evrim geçiriyor. Otonom uçuş kabiliyeti, hedef tanıma, veri analizi ve gerçek zamanlı karar alma gibi yetenekler, İHA’ları modern teknolojinin vazgeçilmez unsurlarından biri haline getiriyor. Ancak bu gelişim, yalnızca teknik bir ilerleme olarak değil, aynı zamanda etik, hukuki ve insani sorumluluklar açısından da ciddi tartışmaları beraberinde getiriyor. Yapay zekâ destekli İHA’ların karar alma süreçlerinde insan faktörünün giderek azalması, “kontrol kimde?” sorusunu daha da kritik bir noktaya taşıyor.
Daha derinlemesine bakıldığında, etik sınırlar özellikle askeri İHA’larda belirginleşiyor. Hedef seçimi ve müdahale kararlarının algoritmalara bırakılması, yanlış tanımlama, sivil zararlar ve hesap verilebilirlik gibi riskleri doğuruyor. Yapay zekânın veriye dayalı çalışması, önyargılı veya eksik veriyle beslendiğinde hatalı sonuçlara yol açabiliyor. Ayrıca tamamen otonom sistemlerin kullanımı, insan vicdanı ve muhakemesinin devre dışı kalması anlamına gelebiliyor. Bu nedenle şeffaf algoritmalar, insan denetimi, uluslararası etik ilkeler ve hukuki düzenlemeler, İHA’larda yapay zekânın sınırlarını belirleyen temel unsurlar olarak öne çıkıyor. Gelecekte bu teknolojilerin güvenli ve sorumlu şekilde kullanılabilmesi için, teknolojik ilerleme kadar etik bilincin de aynı hızla gelişmesi kaçınılmaz görünüyor.