SON DAKİKA
ASELSAN, ROKETSAN, TUSAŞ ve Baykar gibi yerli şirketlerin öncülüğünde, Türkiye savunma endüstrisi son iki dekatta köklü bir dönüşüm yaşamıştır. SAHA 2026 fuarında Cumhuşbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu başarının tanınması olarak Türk savunma sektörünün artık bölgesel ve küresel ölçekte aranan, güvenilir ve tercih edilen bir ekosistem haline geldiğini belirtmiştir. Erdoğan, geleneksel güç unsurlarının çok katmanlı ve entegre sistemlerle yer değiştirdiği yeni dönemde Türkiye'nin kurucu aktörlerden biri olduğunu ifade etmiştir.
Türkiye'nin savunma ihracatı 2025 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 48 oranında artarak 10 milyar doları aşmıştır. 2026'nın ilk dört ayında ise ihracat 2.87 milyar dolara ulaşmış, bu da bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 28'lik bir artışı temsil etmektedir. Hedef, bu yılın sonunda ihracatı 11 milyar dolara çıkarmak ve böylece Türkiye'yi dünya savunma ihracatçıları arasında ilk 10'a yerleştirmektir. Şu anda Türkiye 185 ülkeye 230'dan fazla savunma sistemi ihraç etmektedir.
SAHA 2026 fuarı, Türkiye'nin ve Avrupa'nın en büyük savunma, havacılık ve uzay endüstrisi kümelenmesi olan SAHA İstanbul tarafından düzenlenmiştir. 2018'de 180 şirket ve 12 ülkenin katılımıyla başlayan fuar, bugün 120'den fazla ülkeden 100 binin üzerinde ziyaretçi ağırlamaktadır. Bu yılın fuarında 1.500 Türk ve 263 yabancı firma olmak üzere 1.760 şirket katılmış, 200'den fazla ürün ilk kez sergilenmiştir. Fuarın açılışından bu yana 182 anlaşma imzalanmış, toplam iş hacmi 8 milyar dolara ulaşmıştır; bunun 6 milyar doları doğrudan ihracat amaçlı anlaşmalardır.
Türkiye'nin bu başarısı, NATO müttefiki olmasına rağmen Batılı ortakların füze tehditlerine karşı yeterli savunma sistemleri sağlamamasından kaynaklanan uzun yıllara dayanan hayal kırıklığının sonucudur. Ülke, dışarıdan tedarike yoğun bağımlılıktan kurtularak, kendi sistemleriyle savunma ihtiyaçlarının neredeyse tamamını karşılayan bir ihracatçı konumuna yükselmiştir. Yıldırımhan balistik füzesi gibi stratejik sistemler, Türkiye'nin teknolojik kapasitesinin ve bağımsız hareket etme kabiliyetinin sembolü haline gelmiştir.
Cumhuşbaşkanı Erdoğan, bu dönüşümün "onlarca yılın emeği ve yüz binlerce insanın gece gündüz çalışmasının meyvesi" olduğunu vurgulamıştır. Ülke, bu yolda sayısız engelle karşılaşmış, ambargolarla bloke edilmeye çalışılmış, hatta içeriden ihanet ve komplo girişimleriyle mücadele etmiştir. Buna rağmen, Türk savunma sanayi, yerlileştirme oranını artırarak ve Ar-Ge yatırımlarını sürdürerek, küresel savunma pazarında önemli bir oyuncu haline gelmiştir. Bu başarı, sadece ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bağımsızlık açısından da Türkiye'nin konumunu güçlendirmiştir.
Yorum Paylaş
Yorumlar
Henüz yorum bulunmamaktadır.
İlgili Haberler
Bayraktar TB3 Avrupa pazarına "Astore Levante" adıyla giriyor
Japonya'nın RV-X yeniden kullanılabilir roketi ilk testini geçti
Türkiye'nin yerli atomik saati uzayda test ediliyor
HAVELSAN'ın 4 yazılımı NATO sertifikasyon testlerini geçti
Kanada'nın zırhlı araç filosu 1,4 milyar dolarla genişliyor
ABD Donanması İDA ihalesinde iki şirket mahkemeye başvurdu
Kanada GCAP Programına Gözlemci Statüsüyle Katılıyor
AB ve Ukrayna, İHA ortak üretim anlaşması imzaladı