SON DAKİKA
ASELSAN ve Baykar gibi şirketlerin öncülüğünde, Türk savunma sanayi son yıllarında robot savaş döneminin en önemli aktörleri arasında yer almıştır. Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı ve ODTÜ TEKNOFEST Topluluğu işbirliğiyle düzenlenen "Milli Teknoloji Zirvesi" kapsamında bu konuyu derinlemesine ele aldı. Panelde, Türkiye'nin tarihsel olarak yaşadığı savaş dönemleri ve mevcut stratejik konumu analiz edildi.
Afyoncu, dünya tarihinde savaş konseptinin dört temel safhasından bahsetti: kılıç ve kalkan döneminden, at ve ok döneminden, makine savaşı döneminden ve günümüzün robot savaş dönemine kadar uzanan bir evrim. 18. yüzyılda makine savaşı dönemini kaçıran Türkiye ve İslam dünyası, bu gerilemenin uzun vadeli sonuçlarını yaşamıştır. Ancak 2010'lu yıllardan itibaren başlayan robotik savaş döneminde durum tersine dönmüş, Türkiye bu alanda öncü rol üstlenmiştir. Baykar'ın İHA ve SİHA teknolojileri, savunma sanayi ekosisteminin diğer şirketleriyle birlikte, konvansiyonel savaşlarda yeni bir paradigma oluşturmuştur.
2020 yılında Karabağ Savaşı'nda ilk kez konvansiyonel bir çatışma SİHA'larla kazanılmış, ardından Libya ve terör bölgelerindeki operasyonlarda bu teknolojilerin etkinliği kanıtlanmıştır. Bu gelişmeler, dünya askeri stratejisinde yeni bir savaş konseptinin yazılmasına yol açmıştır. Türk Silahlı Kuvvetleri, elektronik harp, SİHA kullanımı ve harekat kabiliyeti açısından dünyanın en tecrübeli ordularından biri haline gelmiştir. Afyoncu, bu başarının sadece teknoloji değil, nitelikli personel ve siyasi iradenin birleşiminin sonucu olduğunu belirtmiştir.
Türkiye'nin savunma sanayisinin gelişim süreci, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında başlayan yerlileştirme çabalarıyla başlamıştır. O dönemde kurulan ASELSAN gibi vakıf şirketleri, ambargolara karşı ilk adımlar olmuştur. Ancak tam bir yerlileştirme stratejisinin uygulanması 2010'li yıllara kadar gecikmemiştir. Suriye Savaşı planlarının gözden geçirilmesi ve terörle mücadelede yeni yöntemlerin aranması, savunma sanayisine verilen siyasi desteği artırmıştır. Afyoncu, güçlü siyasi iradenin olmadığı takdirde savunma sanayisinin bu noktaya ulaşamayacağını vurgulamıştır.
Günümüzde Türk savunma sanayi, yalnızca ulusal güvenliği değil, aynı zamanda dost ve müttefik ülkelerin savunma ihtiyaçlarını karşılayan bir konuma gelmiştir. Milli Savunma Üniversitesi'nde 44 ülkeden yabancı öğrenci bulunması, bu sektörün uluslararası çekiciliğini göstermektedir. Afyoncu, Türkiye'nin bölgesel bir güç olarak konumlanırken, savunma sanayisinin bu gelişiminin mazlum ülkelere de kendilerini savunma imkanı sağladığını ifade etmiştir. Ancak bu başarı, Türkiye'nin "bir anda süper devlet" olduğu anlamına gelmemektedir; bölgesel gücün daha da güçlendirilmesi hedeflenmektedir.
Yorum Paylaş
Yorumlar
Henüz yorum bulunmamaktadır.
İlgili Haberler
Türkiye-Romanya savunma ortaklığı NATO zirvesinde güçlendirildi
ABD Deniz Piyadeleri Demir Kubbe Sistemini Japonya'da Konuşlandırdı
Türkiye F110 Jet Motoru Tedariki İçin ABD ile Görüşmeleri Hızlandırıyor
HAVELSAN'ın ADVENT Sistemi Romanya'ya İhraç Edildi
MKE TOLGA yakın hava savunma sistemi uluslararası gözlemcilere tanıtıldı
Türk savunma sanayi NATO Zirvesi'nde geniş katılımla tanıtılacak
Baykar Piaggio Aerospace'in ilk yılı: İstikrar ve dönüşüm
Dassault ve Airbus arasında Eurodrone projesi krizi