SON DAKİKA
Savunma sanayinde yerli tedarik zinciri, bir ülkenin askeri gücünün sürdürülebilirliği ve stratejik bağımsızlığı açısından kritik bir rol üstlenir. Sadece nihai savunma sistemlerini üretmek değil; bu sistemleri oluşturan ham madde, elektronik bileşen, yazılım, mekanik parça ve alt sistemlerin de ülke içinde geliştirilebilmesi, savunma ekosisteminin gerçek anlamda güçlü olmasını sağlar. Yerli tedarik zinciri sayesinde dışa bağımlılık azalır, ambargo ve siyasi baskı riskleri minimize edilirken, milli güvenlik çok daha sağlam bir zemine oturtulur. Aynı zamanda bu yapı, savunma sanayinde faaliyet gösteren KOBİ’lerin gelişimini hızlandırarak teknolojik bilgi birikiminin tabana yayılmasına katkı sağlar.
Teknik açıdan bakıldığında, savunma sanayinde yerli tedarik zinciri; yüksek hassasiyetli üretim, kalite standartları, sertifikasyon süreçleri ve ileri mühendislik kabiliyetleri gerektirir. Radar sistemlerinden füze teknolojilerine, zırhlı araçlardan insansız hava araçlarına kadar birçok platformda kullanılan kritik bileşenlerin yerli olarak üretilmesi, sistemlerin modernizasyonunu ve bakım-onarım süreçlerini de kolaylaştırır. Ayrıca yerli tedarik altyapısı, savunma projelerinde zaman ve maliyet avantajı sağlarken, ihracat potansiyelini de doğrudan artırır. Tarihsel olarak savunma sanayinde kendi tedarik ağını kurabilen ülkelerin, kriz dönemlerinde daha hızlı karar alabildiği ve sahada daha esnek çözümler üretebildiği görülmüştür. Bu nedenle yerli tedarik zinciri, yalnızca ekonomik bir tercih değil, uzun vadeli stratejik bir zorunluluk olarak öne çıkar.