SON DAKİKA
Millileştirme çalışmaları, bir ülkenin ekonomik bağımsızlığını güçlendirmek, stratejik sektörler üzerinde kamusal denetimi artırmak ve uzun vadeli kalkınmayı güvence altına almak amacıyla uygulanan kritik politikalardır. Özellikle enerji, ulaştırma, madencilik, haberleşme ve ağır sanayi gibi alanlarda yürütülen bu çalışmalar, dışa bağımlılığı azaltmayı ve ulusal çıkarları korumayı hedefler. Tarihsel süreçte millileştirme, yalnızca ekonomik bir tercih değil; aynı zamanda siyasi egemenlik ve toplumsal refah açısından da belirleyici bir adım olarak görülmüştür. Bu yaklaşım, üretim araçlarının kontrolünü ulusal aktörlere devrederek planlı büyümenin önünü açar ve kriz dönemlerinde devletin müdahale kapasitesini artırır.
Teknik açıdan bakıldığında millileştirme çalışmaları; mülkiyet devri, yeniden yapılandırma, verimlilik artırıcı yatırımlar ve kurumsal dönüşüm adımlarını kapsar. Kamu eliyle yürütülen işletmelerde altyapı modernizasyonu, yerli teknoloji kullanımı ve nitelikli insan kaynağı geliştirme önceliklidir. Bu süreç, kısa vadede maliyetli görünse de orta ve uzun vadede stratejik güvenlik, fiyat istikrarı ve sürdürülebilir büyüme sağlar. Özellikle Türkiye örneğinde olduğu gibi, millileştirme politikaları belirli dönemlerde sanayileşmeyi hızlandırmış, kamu iktisadi yapılanmalarıyla üretim kapasitesini genişletmiş ve ulusal ekonominin dayanıklılığını artırmıştır. Günümüzde ise bu çalışmalar, şeffaf yönetim, rekabetçi üretim ve küresel entegrasyon ilkeleriyle birlikte ele alınarak çağdaş bir kamu ekonomi modeli oluşturmayı amaçlamaktadır.