SON DAKİKA
Geleceğin savaş alanı 2040, klasik cephe anlayışının tamamen ortadan kalktığı, teknolojinin savaşın merkezine yerleştiği yeni bir dönemi ifade etmektedir. Kara, hava ve deniz unsurlarına ek olarak siber uzay ve uzay tabanlı sistemler, muharebenin ayrılmaz parçaları haline gelmektedir. İlk bakışta yüksek teknoloji vurgusu öne çıksa da 2040 savaş ortamının temel özelliği; hızlı karar alma, gerçek zamanlı veri paylaşımı ve insan–makine iş birliği olacaktır. Bu yeni yapı, askeri operasyonları daha kısa sürede ancak çok daha karmaşık bir düzlemde yürütülebilir hale getirecektir.
Daha teknik bir perspektiften bakıldığında 2040 savaş alanı; yapay zekâ destekli komuta-kontrol sistemleri, otonom kara ve hava araçları, sürü teknolojileri, hipersonik silahlar ve ileri seviye elektronik harp kabiliyetleri üzerine inşa edilmektedir. Askerler, artırılmış gerçeklik destekli kasklar ve giyilebilir teknolojiler sayesinde anlık istihbarata erişirken, karar süreçleri büyük ölçüde yapay zekâ algoritmaları tarafından desteklenecektir. Aynı anda siber saldırılarla iletişim altyapıları hedef alınacak, uzay tabanlı uydular üzerinden küresel gözetleme sağlanacaktır. Bu dönüşüm sürecinde NATO tarafından geliştirilen çok alanlı harekât konseptleri, geleceğin savaş alanının nasıl şekilleneceğine dair önemli ipuçları sunmaktadır. 2040 savaş doktrini, teknolojik üstünlüğü insan kontrolü ve etik ilkelerle dengeleyen orduların belirleyici olacağı bir dönemi işaret etmektedir.