SON DAKİKA
ASFAT Genel Müdürü Prof. Dr. Mustafa İlbaş, TF-2000 hava savunma muhribi ve MİLDEN milli denizaltı projelerinde gelinen son aşamaya ilişkin dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin savunma sanayiindeki üretim ve sürdürülebilirlik kapasitesine vurgu yapan İlbaş, ASFAT’ın yalnızca yeni platformlar geliştiren bir yapı olmadığını, aynı zamanda bu platformların sürekli görevde kalmasını sağlayan geniş bir ekosistemi yönettiğini ifade etti. 27 askeri fabrika ve 10 tersaneden oluşan bu yapı sayesinde ASFAT, Türkiye’nin farklı bölgelerinde hava, kara ve deniz platformlarına yönelik kritik bakım, üretim ve modernizasyon faaliyetlerini eş zamanlı olarak sürdürüyor.
İlbaş’ın açıklamalarında en çok öne çıkan başlıklardan biri TF-2000 hava savunma muhribi oldu. Savunma Sanayi İcra Komitesi tarafından ASFAT’a verilen en önemli görevlerden biri olarak tanımlanan TF-2000’in, Türk Deniz Kuvvetleri’nin gelecekteki en stratejik unsurlarından biri olması hedefleniyor. Yaklaşık 150 metre uzunluğundaki bu dev platform için İstanbul Tersanesi’nde blok kızağa koyma töreninin yakın zamanda gerçekleştirilmesi planlanıyor. Projenin takvime uygun şekilde ilerlediğini belirten İlbaş, TF-2000’in yalnızca bir savaş gemisi değil, aynı zamanda Türkiye’nin denizdeki hava savunma kalkanı olacağını vurguladı. ASELSAN, ROKETSAN ve diğer yerli savunma şirketlerinin sistemleriyle donatılacak muhrip; balistik füzeler dahil çeşitli hava tehditlerine karşı yüksek koruma kapasitesi sunacak. Bu yönüyle TF-2000, klasik bir fırkateynin ötesine geçerek donanmanın amiral gemisi niteliğinde bir caydırıcılık unsuru olarak öne çıkıyor.
Milli Denizaltı Projesi MİLDEN de ASFAT’ın öncelikli projeleri arasında yer alıyor. Havadan bağımsız tahrik sistemine sahip olması planlanan milli denizaltının hidrojen ve hibrit tabanlı ileri teknolojilerle şekilleneceği belirtiliyor. Faz-1 sürecine geçilen projede inşa faaliyetlerinin Gölcük Tersanesi’nde yürütülmesi öngörülürken, 2032 hedefi doğrultusunda çalışmaların yoğun şekilde sürdüğü ifade ediliyor. MİLDEN’in hizmete girmesiyle birlikte Türkiye’nin su altı harekât kabiliyetinde yeni bir dönem başlayacak. Tamamen milli imkanlarla geliştirilecek bu denizaltı, dışa bağımlılığı azaltırken denizlerdeki operasyonel esnekliği ve stratejik derinliği de artıracak.
ASFAT yönetimi, ihracat konusunda gelen eleştirilere de net bir çerçevede yanıt verdi. Önceliğin her zaman Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçları olduğunu vurgulayan İlbaş, ihracatın ise savunma sanayiinin teknolojik seviyesini yükselten ve yeni yatırımlar için kaynak oluşturan önemli bir unsur olduğunun altını çizdi. Pakistan’a teslim edilen Hayber korveti ve Romanya’ya yönelik açık deniz karakol gemisi ihracatı, ASFAT’ın yalnızca üretici değil, bakım ve teknik destek sağlayan kapsamlı bir çözüm ortağı haline geldiğini gösteriyor. Kara tarafında Panter obüsü ve MEMATT, hava tarafında ise A400M bakım-onarım merkezi gibi projelerle ASFAT, Türk savunma sanayiinde çok alanlı ve sürdürülebilir bir güç merkezi olma iddiasını güçlendiriyor.
Yorum Paylaş
Yorumlar
Henüz yorum bulunmamaktadır.
İlgili Haberler
MKE’nin milli deniz topu Denizhan-76 göreve hazır: AKDENİZ fırkateyninde baş top olacak
ABD Deniz Piyadeleri, Termal Sensörlere ve Dronlara Karşı Yeni Kamuflaj Pelerini İçin Harekete Geçti
Türk Zırhlı Devriye Botları Güneydoğu Asya Pazarına Girdi: Türk Gemi İnşasında Tarihi İlk
Türkiye’den Rekor Sürede Fırkateyn: TCG Akdeniz 20 Ayda Tamamlandı
NATO Tatbikatında Tarihi An: Bayraktar TB-3 SİHA TCG Anadolu’dan Kalktı, Baltık’ta Hedefi Tam İsabetle Vurdu
TCG Anamur (M-269) NATO Görevi İçin Yunanistan’da: Pire Limanı’nda Anlamlı Ziyaret
HAVELSAN’dan İtalya Çıkarması: İnsansız Deniz Araçlarında Stratejik Ortaklık ve İlk Sözleşme Hedefi
MKE’nin Kamikaze SİDA’sı PİRANA Göreve Hazır: Envantere Giriyor, 2026’da İhracat Hedefliyor