SON DAKİKA
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hava harekâtında kullanılan yüksek nüfuz kabiliyetli mühimmatlar, yalnızca operasyonel stokları değil, bu silahların etkisini mümkün kılan stratejik hammaddeleri de hızla tüketiyor. Bu tabloda öne çıkan en kritik metallerden biri tungsten oldu. SavunmaTR’nin aktardığı Reuters kaynaklı habere göre, özellikle sığınak delici ve zırh etkili mühimmatlarda kullanılan tungsten, patlama sonrasında geri kazanılamadığı için her kullanımda doğrudan stok kaybına dönüşüyor. İran çevresindeki yoğun angajman temposu ve Ukrayna savaşının sürmesi, zaten baskı altındaki küresel tungsten zincirini daha kırılgan hale getirmiş durumda.
Piyasadaki baskının temel nedeni yalnızca savaş kaynaklı tüketim değil. Çin, dünya tungsten üretiminde açık ara en büyük aktör konumunda bulunuyor; USGS verilerine göre 2024 yılında dünya üretiminin yaklaşık 67 bin tonluk kısmını Çin gerçekleştirdi. Aynı rapor, ABD’de ticari tungsten madenciliğinin 2015’ten beri yapılmadığını ve ülkenin tüketimde net olarak yüzde 50’nin üzerinde dışa bağımlı olduğunu ortaya koyuyor. Reuters ise Çin’in ihracat kısıtlamaları ve üretim baskıları nedeniyle tungsten sevkiyatlarında sert düşüş yaşandığını, bunun da fiyatları tarihi zirvelere taşıdığını belirtiyor. Bu nedenle tungsten artık yalnızca bir emtia değil, doğrudan askeri sürdürülebilirliği etkileyen stratejik bir güvenlik başlığı olarak öne çıkıyor.
Tungstenin önemi, sahip olduğu benzersiz fiziksel özelliklerden kaynaklanıyor. Yüksek yoğunluğu, olağanüstü sertliği ve çok yüksek erime noktası sayesinde bu metal; zırh delici mühimmatlarda, füze bileşenlerinde, roket nozullarında, motor parçalarında ve çeşitli dayanıklı savunma alt sistemlerinde tercih ediliyor. NATO da Aralık 2024’te yayımladığı savunma açısından kritik 12 hammadde listesine tungsteni dahil ederek bu malzemenin ittifak savunma sanayii açısından vazgeçilmez konumunu resmen teyit etti. Bu gelişme, mühimmat üretimi ile kritik mineral tedariki arasındaki bağın artık savunma planlamasının merkezine yerleştiğini gösteriyor.
Önümüzdeki dönemde Batı’nın temel sınavı, yalnızca daha fazla füze veya mühimmat üretmek değil; bu sistemleri mümkün kılan hammaddeler için güvenli ve sürdürülebilir tedarik zincirleri kurmak olacak. Pentagon’un yeni tedarik arayışları, Nevada’daki projeler ve Kazakistan merkezli girişimler bu ihtiyacın farkında olunduğunu gösterse de, madenden rafinasyona uzanan yeni kapasitenin kısa sürede devreye alınması kolay görünmüyor. Bu nedenle İran ve benzeri yüksek yoğunluklu çatışmalar, sadece cephede değil, kritik maden pazarında da ABD ve müttefikleri için uzun vadeli bir yıpratma baskısı oluşturuyor. Başka bir ifadeyle, modern savaşın maliyeti artık yalnızca kullanılan füze sayısıyla değil, o füzelerin içinde yer alan stratejik metallerin erişilebilirliğiyle de ölçülüyor.
Yorum Paylaş
Yorumlar
Henüz yorum bulunmamaktadır.
İlgili Haberler
Yunan Basınından Türkiye’nin KKTC’deki F-16 İddiası: ABD Yasaları Üzerinden Yeni Baskı Girişimi
ASELSAN’dan Elektro-Optik Vurgusu: Modern Muharebede Karar Üstünlüğünün Anahtarı EO Sistemler
HAVELSAN’ın Yapay Zeka Destekli EYEMINER Sistemi Afrika’da Göreve Başlıyor
Bayraktar TB3 Baltık’ta Fırtınaya Meydan Okudu: NATO Tatbikatında Tek Uçan Hava Aracı Oldu
Burkina Faso’da Türk Yapımı Bayraktar SİHA’larla Teröre Ağır Darbe: Sahel’de Dengeler Değişiyor
TCG Anamur (M-269) NATO Görevi İçin Yunanistan’da: Pire Limanı’nda Anlamlı Ziyaret
HAVELSAN’dan İtalya Çıkarması: İnsansız Deniz Araçlarında Stratejik Ortaklık ve İlk Sözleşme Hedefi
MKE’nin Kamikaze SİDA’sı PİRANA Göreve Hazır: Envantere Giriyor, 2026’da İhracat Hedefliyor